Epstein Dosyası ve Gücün Karanlık Yüzü: Şiddetin Sistemleştirildiği Bir İnsanlık Krizi
Epstein dosyası, münferit bir suç hikâyesi değildir. Bu dosya; insanlığın kadim karanlığının, sınırsız güç, denetimsiz sermaye ve ahlaki çöküşle birleştiğinde nasıl örgütlü ve süreklilik arz eden bir şiddet düzenine dönüştüğünü göstermektedir. Burada söz konusu olan yalnızca bireysel suçlar değil, şiddeti mümkün kılan ve koruyan yapısal bir sistemdir.
Tarih, bu gerçeği çok önceden kayda geçirmiştir. Marquis de Sade, Sodom’un 120 Günü adlı eserinde mutlak güce sahip olanların etik sınırları nasıl yok ettiğini anlatmış; Pier Paolo Pasolini ise aynı karanlığı 1975 yılında sinema diliyle yeniden görünür kılmıştır. Bugün Epstein dosyasında ortaya saçılanlar, bu tarihsel anlatıların çağdaş ve gerçek bir yansımasıdır.
HEGEM Şiddetle Mücadele Derneği’nin temel yaklaşımı, bu noktada açık ve nettir: Şiddet yalnızca fiziksel değildir. Şiddet; suskunlukla, cezasızlıkla, güç ilişkileriyle ve mağdurun sistematik biçimde görünmez kılınmasıyla büyür. Çocukların ve savunmasız bireylerin birer meta haline getirildiği her yapı, insan onuruna karşı işlenmiş ağır bir suçtur.
Şiddetle gerçek mücadele, yalnızca failleri cezalandırmakla sınırlı kalamaz. Asıl mücadele; suçu mümkün kılan ekonomik, politik ve kültürel düzeneklerle yüzleşmeyi gerektirir. Gücün, paranın ve statünün hukukun önüne geçtiği her yerde şiddet kurumsallaşır ve kalıcı hale gelir.
HEGEM’in savunduğu anlayış; korkuya karşı toplumsal dayanışmayı, suskunluğa karşı örgütlü vicdanı ve cezasızlığa karşı hukukun üstünlüğünü esas alır. Epstein dosyası, bu mücadelenin neden ertelenemez olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Bugün insanlık için asıl soru şudur:
Şiddeti üreten ve koruyan sistemle yüzleşmeye hazır mıyız?
HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ
HEGEM Sosyal Arabuluculuk İzmir Şubesi Başkan Yard.

Yorumlar
Yorum Gönder